
Uzun saçları sevdiğimi unutma sakın bu yüzden hep uzun olsun saçların. Bir nehir gibi dökülsün omuzlarından dümdüz. Çok seveyim uzun saçlı halini, saçlarınla oynarken en mutlu insan ben olayım. Saçların ile oynamamı da sen sev, dizlerimde uyuyakal mesela.
Üniversitede tanışalım. Fazla geç olmasın gelişin. Birbirimizde kalalım önceleri. Aynı eve çıkmayalım direk. Aynı evde yaşamak büyük sorumluluk ister, sen her ne kadar ısrar etsen de ben durumu kontrol edeyim. Kırmadan erteleyeyim bunu, öpeyim minik burnundan.
Üniversitede çılgınlıklar yapalım. İçip kafayı bulalım deliler gibi dans edelim. Masalara çıkıp şarkı söyleyelim. Hatta atılalım mekanlardan. Ama hep elimi tut olur mu?
Okul bitsin işimizi kuralım sonra aynı eve çıkalım. 2 katlı müstakil,mutfağı geniş,balkonu deniz manzaralı bir evimiz olsun. Birlikte balkonumuzdan güneşin denize batışını izleyelim yaşlandığımızda,el ele. Veya balkona bir çilingir sofrası kurup kutlayalım güzel günlerimizi seninle.
Çalgılı çengili düğün yapmak yerine yurt dışına çıkmaya karar verelim en baştan. Senin hayalin pembe bir vosvos benimki ise Aşıklar Köprüsü’nde bir gün batımı.. İkisinide gerçekleştirebiliriz. Pembe bir vosvosla uzun bir geziden sonra bineriz küçük bir İtalyan salına.. Gün batımında aşıklar köprüsünün altından geçerken sonsuza dek evet deriz mutluluğa..
İşler tam olarak yoluna girince ikimizde bir aylığına izin alıp sadece çantalarımızla beraber bir Avrupa turu yapma kararı almıştık.. Paramızın bittiği yerde 3-5 günlük işlerde çalışıp İngiltere’nin,Fransa’nın ayak basmadık yerini bırakmayalım.. Farklı insanlar farklı hayatlar tanıyalım. Tanıdığımız yerde, ileride sadece kısa süreliğine hayatlarına misafir olduğumuz insanlar olarak kalsınlar.
Kavgada edelim. Kavgasız ilişki olmaz. Kavga bir ilişkinin tuzu biberidir. Ama hiçbir zaman yatağa kafamızı birbirimize kırgın olarak koymayalım.
Zaman su gibi akıp geçerken her şey yaşanmış bir hayatımız olmalı.. Çocuğumuz olmalı sonra. Senin ve benim olan bir canlı.. Oğlumuz Rüzgar gibi essin geçsin. Kızımızda Güneş gibi ışıldasın. Güneş.. Sarışın, minicik elleri olan kızımız için biçilmiş kaftan gibi..
Geceleri sırayla susturalım onları. Ben mızıkçılık yapayım,sen söylenerek sıramı al. Anne yüreği sonuçta dayanmaz.
Çocuklarımız büyüsün,onları güvence altına alalım. Emekliliğimide yavaş yavaş yaklaşırken denize bakan evimizin alt katında sahaf dükkanı açalım. Bir gramafon,bir kaç kitaplık alsak yeterli. Kitaplar zaten hazır.
Gelen müşterilere kitapları gösterelim. Haftada bir kitapların tozunu alalım. Hatta sen yine o sevecenliğinle müşterilere kahve hazırla,yanında çocukları varsa onlara çikolatalı gofret ver.
Ara sıra çocuklarımız gelsin bii ziyarete,torunlarımızla. Biz o tozlu,kocaman aile albümümüzü çıkartıp fotoğraflarımıza bakalım. Babalarının,annelerinin ne kadar hınzır olduklarını anlatalım. Çocuklarımız “babaaa,anneee kötü örnekler vermeyin çocuklara” diye kızsınlar bize.
Ve bir gün herkes gibi bizde bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı her şeyde..






